Sülfamitler
Sülfamitler
Sülfanilik asidin (ya da para amino benzen sülfamit) çok sayıda türevlerine verilen ad. İlk kez 1935 yılında Domagk, Fourneau ve arkadaşları tarafından bakterilere karşı tedavide kullanılan sülfamitler, kimyasal tedavinin en önemli buluşlarından birini meydana getirirler.
Sülfamitler genel olarak, kokusuz, beyaz ya da sarımsı, kristalimsi maddelerdir. 140°C’ye kadar dayanıklıdırlar. Asit halinde suda az çözünürler; sodyum tuzları halinde suda çözünürler.
Çeşitli sülfamitlerin mikroplara karşı etkisi, sülfamit molekülünde para amino benzen sülfamit grubunun bulunmasından ileri gelir. Sülfamitlerin mikroplara karşı etkisi Woods’un «önleyici uyuşma» kuramı ile açıklanır. Bu kurama göre sülfamitler mikropla temas ederek, bu mikrobun beslenmesi, gelişimi ve üremesi için gerekli olan vitamin kökenli bir büyüme öğesini (para amino benzoik asit) mikroptan alırlar.
Sülfamitler mikropların üremeleri üzerinde önleyici bir rol oynarlar. Sülfamitlere karşı dayanıklılık gösteren mikroplar; vücuda giren sülfamitlere temas edince ölmezler, sadece saldırganlıklarını yitirirler ve organizma içinde üreyemezler. Sülfamitlerin bakterileri yok edici etkileri yoktur. Sadece bakterilerin hastalık yapıcı özelliklerini ve üremelerini yok edici etkileri vardır. Birçok bilim adamı sülfamitlerin hasta organizmanın hastalığa karşı savunma gücünü de artırdığını öne sürmektedirler. Penisilin, aureomisin, terramisin, streptomisin gibi antibiyotikler, birçok hallerde sülfamitler ile beraber kullanılırlar.
Sülfamitler başlangıçta oldukça yüksek dozlar halinde kullanıldıklarında mikroplara karşı bir hücum tedavisi sağlanır. Hastada iyileşme görüldükçe sülfamit dozu yavaş yavaş azaltılır Sülfamidin hastanın organizması üzerin de etkisini hızlı ve şiddetli olarak gösterebilmesi için kana yeteri kadar karışması gerekir. Sülfamitler çok düşük dozlar halinde alınırlarsa etkisizdirler; hatta bu gibi hallerde sülfamitlere karşı direnç gibi bazı zararlı sonuçlar doğurabilirler.
Sülfamit tedavisine hemen ara verilmez. Aksi takdirde henüz geçmiş ya da tamamen geçmemiş olan hastalık yeniden baş gösterebilir. Bu yüzden hastalığın ateş gibi belirtilerinin iyice azaldığı ya da yok olduğu hallerde, birkaç gün daha düşük dozlar halinde hastaya sülfamit verilir.
Aşı, serum ve protein tedavisi gibi bağışıklık verici tedavi usulleri de sülfamitlerle birlikte uygulanabilir. Fakat bu usuller daha çok sülfamitlere karşı direnme olduğu ya da aşırı zayıf düşmüş bir organizmada hastalığa karşı doğal savunma güçlerinin sülfamitlerle yeteri kadar işbirliği yapmadığı hallerde kullanılır. Yeteri derecede yüksek dozlar halinde 4-5 gün uygulanmasına rağmen iyileşme belirtisi sağlamayan sülfamit tedavisi terkedilmeli, bunun yerine penisilin gibi antibiyotikler kullanılmalıdır.
Sülfamitler genellikle ağız yolundan hap halinde kullanılır. Bununla birlikte şırınga yoluyla da kullanılabilirler. Sülfamit haplarım küçük parçalara ayırıp, tek tek yutmalıdır; küçük parçalar halinde yutulan sülfamit haplarına mide daha iyi dayanıklılık gösterir. Eğer mide sülfamit haplarına karşı çok duyarlılık gösteriyorsa, bu haplar toz haline getirilip, marmelat, süt gibi besinlerle karıştırılarak alınabilir.
Sülfamitler vücuttan sidikle atılır. Ayrıca ter, tükürük ve öd yolu ile de vücuttan atılabilirler. Sülfamitlerin dozları ve kullanma süreleri hastalığa ve kullanılan ilaca göre değişir, örneğin, ilk sülfamitlerin günlük dozları 8-12 gram arasında değişirdi. Yani üç saat içinde hastaya 16-24 sülfamit hapı verilirdi. Oysa günümüzde, sülfamerazin, sülfametazin gibi yeni sülfamitlerin başlangıç dozları bir gram (2 hap) kadardır. Bu doz, yavaş yavaş günde yarım grama (1 hap) kadar düşer.
Sülfamitlerin yan etkileri de vardır. Duyarlı mideler üzerindeki olumsuz etkilerden başka organizmada sülfamit zehirlenmesi ve sülfamitlere karşı direnç gibi iki yan etki daha meydana getirirler. İkinci yan etki sülfamit tedavisini etkisiz kılar. Sülfamitİere karşı direnç hallerinde serum, aşı ya da özel proteinlerle bağışıklık tedavisi uygulanır. Böylece hem hastalıkla doğrudan doğruya savaşılır, hem de sülfamitlere karşı direnç giderilir.